Şiddetsizlik 5. Gün

Taksiye binmekten nefret ediyorum.Hayır Hasret nefret kelimesini kullanma.Taksiye binmekten hoşlanmıyorum.Özellikle havaalanı taksileri.Terör örgütü kurulsa elemanlar taksicilerden seçilebilir gibi.Ya da terör örgütü dağılmış hepsi taksici olmuş gibi.

Cinayet işleyecekmiş gibi bakışlar…

Elbette yol uzun. Elbette insanlarla uğraşması zor ama arka koltukta bir kadın oturuyor yahu. Beni neden gerip korkutuyorsunuz her seferinde?

Dik konuşmalar,geçen arabalarla sidik yarışı,argo söylemler??Sadece gideceğim yeri söyleyip sus pus oturuyorum hanımefendi gibi.Yoldan gelmişim. Bir başımayım. Her seferinde güvendiğim insanlara canlı konum atma ihtiyacı duyuyorum.Bütün pozitif söylemlerim ve pozitifi çekim gücüm mengeneye sıkışıyor.Hangi kavşakta kaza yaparız veya hangi kavşakta beni keserler senaryoları yaşıyorum.Içinizde bu kadar şiddeti doğuruyorsa başka iş yapın kardeşim.

Bir de yakıyorlar bir sigara…

Oh…

Biz de uymuyoruz yasaklara ama bu iticilik??Bir de senli benli laubali muhabbete girmeye çalışmaları yok mu?Ben senin azının payını veririm de korkumdan kedi gibi cevaplıyorum miss gibi saçlarıma sigara kokusu sinerken.Yapın artık şu metroyu Tuzla’ya da binmeyeyim şu taksiye.!

Ya da taksiciler yoga yapsın :)Yoga yapmayan taksici olamasın. 
Hayal etsenize… pammik gibi adamlar!

Çıktım havaalanından tam taksiye biniyorum ayağım tökezliyor.
Taksici: Hoşgeldin güzel insan. Düşüncelerinde sorun mu yaşıyorsun? Diye soruyor güven veren tebessüm dolu gözleriyle.
Ben ise o an fark ediyorum ayağımın tökezlemesini,kafamdaki curcunanın içinde yanlış bir varsayımın beni ne kadar rahatsız ettiğini…
Biniyorum taksiye. R28 çalıyor fonda. 
Vay anasına!

Ben:A a! Çok güzel kokuyor nedir bu?
Taksici: Mini tütsü yakıyorum odur. Nereye gitmek istersiniz?
Ben:Tuzla. Lütfen.
Biraz yol alıyoruz yandaki arabalar yol kesiyor.
Taksici camı açıyor:
Taksici: geç güzel insan yolum senin olsun. Ama sanma ki önde olmak gideceğin yere vaktiyle varmaktır. Küfür etmene gerek yoktu ama buna ihtiyacın varsa seçim senin güzellikler,hoşluklar seninle olsun. Diyor.
Bana dönüp:
Taksici:  çok üzülüyorum böyle içindeki şiddete yenik düşen insanlara. Halbuki aradığı huzur ve mutluluk içinde. Bir dönüp kendine bakmıyorlar. diyor. 
Göz kapaklarım ağırlaşıyor başımı cama yaslıyorum. 
O anda telsiz cızırdıyor.

-İsmail? 
Taksici: dinliyorum Şevket abi.
-kaç gibi durakta olursun? Seni dokuz seansına yazalım mı?
Taksici: tamam yazın yetişirim.
Ben: durakta ne seansı bu?
Taksici: her saat yoga dersimiz var. 
Ben: nemli gözlerle ellerimi göğsümde birleştiriyorum. Başparmaklarım kalbimin üzerine gelecek şekilde. Eğiliyorum. Namasteeee diyorum. Namasteee be!

O an da gerçek tüm çıplaklığı ile sesleniyor…
Bağırıyor yan arabaya gerizekalı diye.
Camı açıyorum.
Say Hasret: Pazartesi,salı,çarşamba,perşembe,cuma,cumartesi,pazar.
Diyaframdan bir daha:Pazartesi,salı,çarşamba
A a!
Gelmişiz.
Şükürler olsun.