
KEHRİBAR
Doktor Suat ruh ve sinir hastalıkları hastanesindeki odasının camından dışarıyı izliyordu. Birkaç gündür gidip gelen güvercinin yuvasını tamamlayıp tamamlamadığını merak etti. Kuş, ağzında ince ince

Doktor Suat ruh ve sinir hastalıkları hastanesindeki odasının camından dışarıyı izliyordu. Birkaç gündür gidip gelen güvercinin yuvasını tamamlayıp tamamlamadığını merak etti. Kuş, ağzında ince ince

Bar tenha sayılırdı. Arada tek tük gelenler kapıdan bakıp oturmadan geri dönüyordu. Böyle boş olunca barın ışıkları büsbütün çok geliyordu göze. Caz giderek ritmini artırıyordu.

Yedinci çift ayakkabının sol teki yonca bahçesindeki ısırganlar gibi inceden sinir uçlarıma nasıl da değiyordu böyle? Etrafa bakmaz oluşum, flu da olsa tüm o gereksiz

Alelacele pantolonunu çıkarıp kasıklarına kadar sıyrılmış şortunun buruşuk yerlerini itekleyerek yarım yamalak düzeltti. ‘’Hadisene olumm’ diye bağıran arkadaşlarına yetişmek için ter içinde kaldı. Alnına yapışmış

Daire Yatmaya hazırlanmış son bir kez kiralık ev ilanlarına göz gezdiriyordum. Şöyle eski püskü ama yeni bol güneş alan, kullanışlı ve karakterli bir ev arıyordum.Kendi

Yatmaya hazırlanmış son bir kez kiralık ev ilanlarına göz gezdiriyordum. Şöyle eski püskü ama yeni bol güneş alan, kullanışlı ve karakterli bir ev arıyordum.Kendi kendime söylenerek son bir kez ilanları taradım.‘Hayalimdeki evde biri yaşıyorsa şayet, tayini falan çıksın da gitsin, ev bana kalsın.’Filtreleri belirliyordum ki emlakçı aradı. “Ayça Hanım, tam istediğiniz gibi bir ev buldum. Güneş gören, eski ve hala ne olduğunu anlayamasam da istediğiniz gibi karakterli olduğunu düşünüyorum.’ Ertesi gün, anlaştığımız saatten yarım saat önce gelip mahalleyi inceledim. Gelip geçenler telaşsızdı. Yaş ortalamasının yetmiş olmasının bunda payı olmalı diye düşündüm. Bu kış gününde sokaktaki tek renk, kargocunun elinde taşıdığı trendyol turuncusuyla, bol yaprakların arasına gizlenmiş mandalinalardı. Bankların çokluğu ve kasket takan “buralı” orta yaş adamlar, tuhaf bir modernlik ve güven

Yatmaya hazırlanmış son bir kez kiralık ev ilanlarına göz gezdiriyordum. Şöyle eski püskü ama yeni bol güneş alan, kullanışlı ve karakterli bir ev arıyordum.Kendi kendime söylenerek son bir kez ilanları taradım.‘Hayalimdeki evde biri yaşıyorsa şayet, tayini falan çıksın da gitsin, ev bana kalsın.’Filtreleri belirliyordum ki emlakçı aradı. “Ayça Hanım, tam istediğiniz gibi bir ev buldum. Güneş gören, eski ve hala ne olduğunu anlayamasam da istediğiniz gibi karakterli olduğunu düşünüyorum.’ Ertesi gün, anlaştığımız saatten yarım saat önce gelip mahalleyi inceledim. Gelip geçenler telaşsızdı. Yaş ortalamasının yetmiş olmasının bunda payı olmalı diye düşündüm. Bu kış gününde sokaktaki tek renk, kargocunun elinde taşıdığı trendyol turuncusuyla, bol yaprakların arasına gizlenmiş mandalinalardı. Bankların çokluğu ve kasket takan “buralı” orta yaş adamlar, tuhaf bir modernlik ve güven

‘Bu kim’ diye sordu. Dağılmış fotoğrafların arasında yerde otururken iri gözlerindeki merak ve sesinin tonundaki özgüven yaşıtlarına göre olgun sayılırdı. Bir elimde mandalinanın yarısını tutarken

Kalender Eren yetmişine merdiven dayarken o sabah da her zaman olduğu gibi sinek kaydı traşını güçlü elleriyle kendi oldu. Tek bir kıl görmeye tahammülü yoktu.

Aynen böyle yazıyordu başlıkta. Estel Bensinyor’un hazırladığı içsel yolculuk defteri. Öncelikle kendimizi tanıtmamızı istiyordu kendimize.Sizlerle paylaşmak istedim.Tam da bugünü kendime ayırmışken gün içinde çokça merak

Hem bedensel hem zihinsel anlamda değişim halidir aslında. Yoga’ya ilk başladığında olan duruşların, esnedikçe zaman için dönüşür.Fikirlerimiz ve karakterimiz de böyle olmalı. Zihinsel dünyamızda etiketleri

YENİDEN DOĞUŞTüm varlığım karanlık bir ayettir benimsenikendinde tekrarlayarak çiçeklenmenin ve yeşermeninsonsuz seherine götürecek. Ben bu ayette seni ah çektim,ahben bu ayette seniağaca ve suya ve